2 Mart 2017 Perşembe

VİETNAM - HO CHI MINH (SAIGON)

                                                                                                                                             ŞUBAT 2017

     Da Nang'dan Vietnam Airlines uçağı ile yaklaşık 1 saat 20 dakikaklık bir uçuştan sonra, Vietnam'ın başkenti Ho Chi Minh'e ( eski adıyla Saigon) varıyoruz. Bu arada şunu da söyleyeyim, hala Saigon adı da çok kullanılıyor.

     Bu uçuşumuz öncesinde terminalde beklerken Nurşen kullandığı tabletini bekleme salonunda unutmuş ve uçak kalkınca farkına varıyor ama yapacak bir şey yok. Havaalanında kayıp eşyaya müracaat etmemiz ve bir yazışma zinciri sonunda, Türkiye'ye dönerken tableti kayıp eşyadan teslim alıyoruz. Bu konuda dürüst davranan görevlilere teşekkürler.

     Burası diğer şehirlere göre farklı bir yer. Esnafı biraz bizim uyanık esnaflar gibi ve her an  müşteriyi kazıklamaya hazırlar. Bunu Ho Chi Minh'de geçirdiğimiz 3 gün boyunca ve hatta havaalanına dönüşteki takside dahi yaşıyoruz. O yüzden gidecek olanlar bu şehrin bu durumuna hazırlıklı olmalı.

    Tutuğumuz taksi ile, Booking.com'dan yaptığım 2 günlük rezervasyonla, ki hep bir günlük yaparım aslında, otelimize varıyoruz. Otel görevlileri bizi odamıza çıkarıyorlar, oda havasız ve penceresi dahi yok. Ben görevliyle tartışıyorum ve başka oda veriyorlar, güzel de bu kez gece dışarıdan gelen yüksek sesli müzik yayınları nedeniyle uyumak ne mümkün. Gece saat 01.00 de kalkıp başka bir otele taşınmak zorunda kalıyoruz. Kaldığımız otelin ismi New Sunny, kesinlikle bu otelde kalmamanızı tavsiye ederim.





    Otelimize vardıktan kısa bir süre sonra şehri gezmeye başlıyoruz ve ilk hedefimiz War Remnant Museum. Aslında bu müze başlı başına bir yazı konusu olacak nitelikte ama bu yazıya sıkıştırmaya çalışacağım.

    Müze girişinde Vietnam savaşı döneminden Amerikalılardan kalan bir çok ağır silah, uçak, tank, helikopter, ve zırhlı araçlar gibi silahlar sergileniyor.










     Müze girişinin bir bölümünde Vietnam savaşı döneminde, dünyanın çeşitli ülkelerinde savaş karşıtılığı ve Vietnam'a destek gösterilerinin bulunduğu çeşitli resim, yazı, broşür gibi materyaller sergileniyor.

     Dünyanın pek çok ülkesinde bu savaşa karşı yapılan gösteriler sergilenirken, ülkemizle ilgili herhangi bir materyale rastlamıyorum.
















    Müzenin insanı en çok üzen bölümü ise "Savaş Suçları" bölümü. Buradaki yazıları okurken, resimleri izlerken bile insanın yüreği buruluyor, içi titriyor. Bu yüzden burada resimlerin en iyilerini paylaşmak istiyorum. Çünkü sizlerin de aynı duyguları yaşamanızı istemiyorum.











     Amerikalıların bu savaş sırasında kullandıkları kimyasal silahlar neticesinde, resimde görüldüğü gibi yeni doğan çocuklarla böyle bir sakat nesil ortaya çıkmış. Burada her türlü kimyasal silahı denemişler, kullandıkları napalm bombası ile birçok insanı adeta kavurarak öldürmüşler.


     Savaş esirlerine de insanlık dışı eziyet ve işkenceler yapmışlar. Bazı esirleri helikopterlere bindirip yüksekten aşağıya atmışlar. Bazılarını da zırhlı araçların arkasına bağlayarak sürükleyip öldürmüşler.
     

     Müzede birçoğumuzun bildiği o ünlü fotoğraf da yer alıyor. 8 Haziran 1972 tarihinde ABD canilerinin kullandığı napalm bombası atıldığı bölgede her yeri yakıyor. O zaman 9 yaşında olan Phan Thi Kim Puhe isimli kız çocuğu da atılan bombadan yanıyor. Bu resim başta Pulitzer olmak üzere gazeteci Nuynh Cong Ut'a çok sayıda ödül kazandırmış.


     Bu savaşta, çoğunluğu sivil halk olmak üzere, 3 milyon Vietnam insanı öldürülüyor, 2 milyonu yaralanıyor ve 300 bin Vietnamlı ise kayboluyor. Amerikalıların bu savaştaki asker kaybı ise 60 bin.






     Yine müzede birçoğumuzun hatırlayacağı bir resim de, Bir Güney Vietnam askerinin, bir Kuzey Vietnamlı sivili infazı resmi. Bu Amerikan Emperyalizmi işbirlikçisi hainin sonunu bilmiyorum ve merak ediyorum.











    Savaş sırasında Vietnamlılar, bizim kurtuluş savaşında halkımızın cepheye silah ve mühimmat taşımasına benzer yöntemlerle çalışmışlar. Kimisi sırtında, kimisi bisiklet ile. Yakalanan bu sivillere de ağır işkencelerde bulunmuşlar.











     Müzenin bir bölümünde de, çoğu savaşta hayatını kaybetmiş gazetecilere ayrılmış. Onların çektiği olağanüstü fotoğraflar da burada sergileniyor. Onlardan biri Larry Burrows.







      Ve Amerikan askerlerinin, Vietnam'da yaşattıkları vahşet ve yaşadıkları bu mağlubiyet sonunda arkalarına bakmadan, geldikleri gibi gittiklerinin resmidir.


 





     Bu arada önce Fransızlara ve daha sonra Amerikalılara karşı verilen bu ulusal kurtuluş savaşının büyük generali Vo Ngyen Giap'ı da anmadan geçmeyelim.


     Aslında bu konuda yazacak çok şey ve paylaşılacak çok resim ve belge var ama yukarıda da yazdığım gibi, burası bile sadece bir yazı konusuyken, bu sayfanın sınırları arasında sadece böyle özetleyebildim.



    Sırada Reunificaition Palace ( Yeniden Birleşme Sarayı ) ya da İnterpendence Palace ( Bağımsızlık Sarayı ) var. Bu bina Vietnam tarihinde oldukça önemli bir yer işgal ediyor. 1871 yılında inşa edilen bu bina, Fransız genel koloni yönetim binası olarak kullanılmaya başlıyor. 1954 yılında Cenova anlaşmasını takiben adı Bağımsızlık Sarayı oluyor. Burada ilk başkan Ngo Dinh Diem yaşamaya başlıyor. Sarayın 1962 yılında bombalanarak yıkılmasının ardından, yeni bir dizayn ile yeniden inşa ediliyor. Resimlerde sarayın yeni ve eski hali.


     30 Nisan 1975 yılında, Kuzey Vietnam tankları sarayın etrafını kuşatıp, Kuzey güçleri saraya giriyor ve Kuzey Vietnam bayrağını göndere çekiyor, Güney Vietnam teslim oluyor ve daha sonra iki Vietnam birleşip tek bir devlet haline geliyor.


     Şu anda müze olarak kullanılan bu sarayın içini geziyoruz. Geçmiş dönemle ilgili bir çok eşya, resim ve yazılarla, o dönem anlatılıyor.








      Şimdi de sırada Saigon Notre Dame Katedrali var. Katedral tatil nedeniyle kapalı olduğu için içine giremiyoruz. Sadece dışarıdan resimlemekle yetiniyoruz.
















     Hemen katedralin yanında Saigon Central Post OfficeSaigon Merkez Postanesi ) bulunuyor. Halen aktif olarak çalışan bu postanenin dizaynı da ünlü Fransız Mimar Gustave Eiffel tarafından yapılmış.







      Doğrusu yolculuk ve ardından yürüyerek yaptığımız bu gezi sırasında oldukça yoruluyoruz. Yavaş yavaş otele dönerken, People Commities binası ve önündeki Ho Chi Minh heykeli önünde biraz soluklanıyoruz.


    Akşam kaldığımız otele sadece onlarca metre uzaklıktaki Pham Ngu Lao sokağında yürüyoruz. Bir yandan sokağı incelerken bir yandan da damak tadımıza uygun bir yiyecek bulunan restoran arıyoruz. Bu sokakta da Bangkok'taki Koh San Road benzeri görüntüler var. Yabancı turistlerin buluşma mekanı gibi bir yer. Her tarafta barlar, restoranlar ve barlar önünde genç Vietnamlı kızlar. Yemeğimizi yedikten sonra dinlenmek için otelimize dönüyoruz. Dönüşte başımıza geleni yukarıda paylaşmıştım.


     Sabah kahvaltısının ardından, otelden aldığımız tur ile bugün Cao Dai Tapınağı ve Cu Chi tünelleri gezimiz var. Otobüs ile bütün gün devam edecek olan turumuz sabah 08.30 da başlıyor. Otobüsümüzü beklerken parkta ayak tenisi oynayan Vietnamlı gençler oldukça başarılı. Yaptıkları estetik hareketler oldukça ilginç. Bu sporu genç - yaşlı Vietnamlılar çok seviyor ve yapıyorlar.


    Tur rehberimiz, kendisinin emekli bir Güney Vietnam yarbayı olduğunu söylüyor. İyi derecedeki İngilizcesiyle ( biraz da ukala ) bize uzun uzun Vietnam savaşı dönemini ve kendisinin o dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor yol boyunca. (Resimde rehberimiz Cu Chi bölgesinde tahrip edilen bir Amerikan tankını anlatırken )


     İlk durağımız  Cao Dai Tapınağı;  Caodaism, Güney Vietnamda 1926 yılında kurulmuş olan tek tanrılı bir din. Rehberimizin dediğine göre, içinde bu tapınağın da bulunduğu 1.000.000 m2 bir alan üzerine kurulmuş, görevlilere ait konut ve ofisler ile hastaneye kadar bir çok şeyin bulunduğu bir kompleks.


     Tabii en önemli yer bu tapınak. Günde 4 kez dua edilen bu tapınaktaki en önemli dua zamanı, yabancı turistlerin de izlediği öğleden sonra olanı. Yabancılardan buraya girerken, saygı nedeniyle, açık kıyafetler olmamasını istiyorlar ama oldukça açık giyimli bir turiste de ses çıkarmadıklarını gördük.




   Bembeyaz kıyafetleri içinde yüzlerce kişinin birlikte dua etmesi, ya da tapınması, güzel bir görsellik oluşturuyor. Yabancı turistleri içerideki balkon bölümüne alıyorlar ve buradan resim çekilebiliyor. Aynı zamanda bu balkonda dini müzik yapan bir gurup da oturarak enstrümanlarını çalıyorlar.


 




     Şimdi yolumuz Cu Chi Tünelleri ; Yol üzerinde öğle yemeğimizi yedikten sonra, Cu Chi Tünellerinin olduğu bölgeye varıyoruz. Girişte önce bir televizyondan ve daha sonra bir görevli tarafından bu tünellerle ilgili bilgi veriliyor.




   Rehberimiz eşliğinde bu bölgece bir tura başlıyoruz. İlk olarak altı yapraklarla doldurulmuş bir ağacın dibine geliyoruz ve bizden bulunduğumuz yeri eşelememizi istiyor. Birisi eşelenirken bir kapak ve altından tünele çıkış yolu ortaya çıkıyor. Guruptan bir genç girmeyi deniyor ama uzun boyu nedeniyle yapamıyor.






    Yolumuzun üzerinde, Amerikan askerleri için kurulmuş tuzak örnekleri var. Vietnam askerlerinin dinlenmeleri de, mühimmat hazırlıkları da görsel olarak düzenlenmiş. Resimde görülen aslında bir karınca yuvası değil, tünellerin havalandırma bacası ama iyi kamufle edilmiş.




 
   
     Tabii ki en önemlisi tüneller. Rehberin anlattığına göre, tünellerin toplam uzunluğu 250 km. Tüneller o kadar dar ki o iri cüsseli Amerikan askerlerinin buraya girmesi mümkün değil. Girseler bile öndeki vurulsa arkadakiler geriye kaçamayıp, resmen krize girerler bu tünellerde. Tünel girişine bakarmısınız !!!


      Nurşen ve ben bir deneme yapmak istiyoruz ama içimiz daralıyor ve en kısa çıkıştan dışarıya çıkıyoruz. İri yarı iki yabancı gencin arkamızdan aynı yerden dışarıya çıktıklarında yüzleri görülmeye değerdi doğrusu..)))

      Bu tünellere Amerikan askeri zehirli gaz veya alev topu attığında, Vietnamlılar tünellerin devamında bulunan Mekong nehrine gidip yıkanıp zehirden arınıyorlarmış.









     Tüneller turumuzu tamamladıktan sonra tekrar dönüşe geçiyoruz Ho Chi Minh'e. Artık Vietnam'daki son gecemizdeyiz. Ama yorgunluktan gezecek halimiz kalmadı ve yemeğimizi yedikten sonra dinlenmeye çekiliyoruz.












      Vietnam deyince trafiğinden söz etmeden geçmek olmaz, ki Hanoi yazımda da yazmıştım, tam bir felaket. Çoğu yerde trafik ışığı yok ama olan yerlerde bile dinleyen yok. Karşıdan karşıya geçerken resmen üzerinize sürüyorlar araçlarını, yol vermek diye bir anlayışları asla yok. Sağ salim dönebildiğimize adeta şükür ediyoruz.


     Türkiye'ye dönüş uçağımız 19.30'da bu günü kendimizi yormadan geçirmemiz lazım o yüzden oteli eşyalarımızı orada bırakarak, geç terk ediyoruz. Birkaç hediyelik eşya almak için Ben Than Market' e gidiyoruz. Burası da bir kapalı çarşı içinde giysiden meyveye kadar her şeyin satıldığı bir yer. Dolayısıyla da turistlerin uğrak merkezlerinden biri.

      Buradan biraz alışveriş yaptıktan sonra, otelimize doğru dönerken yolda bir yeraltı çarşısı görüyoruz. İçi oldukça temiz ve yiyecek satan dükkanların da bulunduğu bir çarşı. Yiyecekler de oldukça güzel ve temiz görünüyor, neden burasını geç bulduk diye hayıflanıyoruz. Burada bir şeyler içerken Turkish Ca Lem yazan bir dükkan dikkatimi çekiyor. Oraya gidiyorum, Gaziantepli bir Türk işletiyor orasını ve daha sonra orada yaşayan, birisi Balıkesirli diğeri Konyalı iki Türk genci daha geliyor tanışıyoruz ve onlarla da bir hatıra resmi çekiliyorum. O coğrafyada bulunduğumuz bir ay boyunca sadece 5 Türk'e rastlıyoruz.


      Yola çıkmadan bir de masaj yaptıralım istiyoruz, vücudumuzun buna ihtiyacı var ve yolculuk öncesi iyi gelecek. Adına yağlı Vietnam masajı deniyor ve masajcı kızlar ellerini, ayaklarını, dizlerini, dirseklerini kullanarak yapıyorlar bu masajı. Bir masaj ancak bu kadar güzel olabilir. Bu bölgede bulunan Tayland, Kamboçya, Laos dahil en güzel masajı burada yaptırıyoruz. Gidecek olanlara hararetle tavsiye ederim. ( resim temsili bir resim )

    Evet artık bu bir aylık Laos ve Vietnam turumuzun sonuna geldik. Saigon Havaalanından Türk Hava Yolları tarifeli uçağıyla memlekete dönüyoruz. Bir başka seyahatimizde görüşmek üzere hoşçakalın...


     Vietnam Genel Bilgiler yazımı okumak için tıklayınız......

                                                                          İYİ SEYAHATLER










1 yorum:

Cengiz yeşildag dedi ki...

profosyenel olmuş.